McDonald’s Türkiye, TOKTUT Derneği ve Sivil Toplum için Destek Vakfı ile el ele vererek Hatay Kırıkhan’daki konteyner kentlerde her gün bin kişiye iftar sofrası kuruyor ve çocuklara ulaştırdığı oyuncaklarla afet bölgesinde umudu yeniden yeşertiyor.
Büyük yıkımların ardından hayatı yeniden inşa edebilmek, ancak toplumsal dayanışmanın kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüşmesiyle mümkün olabiliyor. Sadece günübirlik yardımlarla yetinmeyip, bölgenin gerçek ihtiyaçlarına temas eden uzun soluklu projelere imza atmak günümüzde markalar için en büyük sorumluluklardan biri. McDonald’s Türkiye, tam da bu bilinçle Ramazan ayının o birleştirici ruhunu Hatay’ın Kırıkhan ilçesine taşıyarak anlamlı bir dayanışma köprüsü kurdu. Sahada derin yoksulluk ve gıdaya erişim sorunlarıyla aktif olarak mücadele eden TOKTUT Derneği ve bu organizasyonun koordinasyonunu üstlenen Sivil Toplum için Destek Vakfı ile güçlerini birleştiren marka, konteyner kentlerde yaşayan afetzedeler için her gün 1000 kişilik iftar sofrası hazırlıyor. Kurulan bu güçlü iş birliği, markaların finansal desteğinin doğru sivil toplum dinamikleriyle buluştuğunda nasıl büyük bir toplumsal faydaya dönüştüğünü kanıtlıyor.

İftar Sofralarından Çocukların Yüzündeki Gülümsemeye
Gerçek bir sosyal sorumluluk projesi, dokunduğu insanların hayatında bıraktığı o sıcak ve samimi izle değer kazanır. Hatay’daki iftar organizasyonlarına paralel olarak bölgedeki çocuklara yönelik başlatılan oyuncak dağıtımı, McDonald’s Türkiye’nin projeye kattığı en değerli ve empatik dokunuşlardan biri olarak kalpleri ısıtıyor. McDonald’s Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Tuğçe Altınsoy, afetin yaralarını sararken sivil toplumla omuz omuza vermenin önemine dikkat çekerek, sağlanan bu desteklerle iftar sofralarındaki mutluluğu ve umudu büyütmeyi hedeflediklerini vurguluyor. Altınsoy’un bölge halkına yönelik, “Depremlerden etkilenen bireylerle dayanışmamızı sürdürmeye ve onlarla yan yana yürümeye devam edeceğiz” şeklindeki samimi mesajı, markanın tüketiciyle kurduğu güven odaklı bağın ne kadar içten olduğunu yansıtıyor.

Birlikte İyileşmenin ve Paylaşmanın Gücü
Sahadaki bu devasa organizasyonun mimarları olan sivil toplum kuruluşları da paydaşlar arasındaki bu sinerjinin iyileştirici gücüne dikkat çekiyor. Sivil Toplum için Destek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Betül Selcen Özer, deprem bölgesinde kurulan her yeni dayanışma bağının, birlikte iyileşmenin mümkün olduğuna dair inancı tazelediğini ve bağışçılar ile sivil toplum arasında şeffaf bir köprü olmaya devam edeceklerini dile getiriyor.

Doğrudan sahada yer alan TOKTUT Derneği Başkanı Melsen Tunca’nın, gıda ulaştırmanın ötesine geçerek aynı sofrayı paylaştıklarını, insanların sesini dinlediklerini ve onlara “yalnız değilsiniz” hissini aşıladıklarını belirtmesi ise projenin asıl ruhunu özetliyor. McDonald’s Türkiye ve STK’ların oluşturduğu bu omuz omuza duruş, iyiliğin organize olduğunda ne kadar geniş kitlelere umut olabileceğini tüm iş dünyasına gösteriyor.
Markaların toplumsal dayanışmayı merkeze alan KSS projelerini ve ilham veren iyilik hareketlerini okumak için tıklayın.