Sephora, duyusal hassasiyeti olan müşteriler ve sakin alışveriş arayanlar için mağazalarında müziği kıstığı ve ekran hareketlerini yavaşlattığı “Sessiz Saatler” konseptini Türkiye mağazalarında başlattı.
Güzellik ve kozmetik perakendesi uzun yıllardır yüksek tempolu müzikler, dinamik parlak ışıklar ve dikkat çeken dijital ekranlar üzerine kurulu bir atmosfer sunuyor. Küresel güzellik devi Sephora ise bu alışılmış yaklaşımı tersine çevirerek “Sessiz Saatler” uygulamasını Türkiye’deki mağazalarına taşıdı. Haftanın iki günü, günün ilk saatlerinde devreye giren uygulama kapsamında mağaza içi müzik seviyesi minimuma indiriliyor ve ekranlardaki hareketli görsel akışlar yavaşlatılıyor.

Pilot Uygulamadan Global Standarda
Duyusal hassasiyete sahip bireylerin mağaza deneyimlerindeki zorluklardan doğan fikir, ilk olarak 8 farklı pazarda ve 32 mağazada test edildi. Pilot sürecin ardından küresel operasyonel standarda dönüştürülen proje, Türkiye ayağıyla sahadaki kapsayıcılık adımlarını genişletiyor. Büyük maliyetli yatırımlar veya yeni raf düzenlemeleri yerine yalnızca ses ve ekran ayarlamalarıyla hayata geçen model, perakendede kapsayıcılığın tek seferlik bir kampanya söylemi değil, sürdürülebilir bir operasyon standardı olduğunu gösteriyor.

Genişleyen Kitle ve Saha Ekiplerinin Rolü
Çıkış noktası nöroçeşitlilik ve duyusal hassasiyet olan uygulama, aynı zamanda şehir temposundan, kalabalıktan ve gürültüden yorulan tüm tüketiciler için sakin bir alışveriş ortamı yaratıyor. Uzmanlar, bu deneyimin başarısının sahadaki satış danışmanlarının tutumuyla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor; zira fiziksel uyaranlar kısılırken personelin de müşteriye daha sakin ve baskısız bir tempoyla yaklaşması, vadedilen dingin atmosferin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.
Perakende sektöründeki kapsayıcı müşteri deneyimi uygulamalarını, mağazacılık trendlerini ve global marka stratejilerini okumak için tıklayın.