Nike, Çin’de kaybettiği “sporcu ruhunu” geri kazanmaya çalışırken; Lululemon CEO ayrılığı ve vergi şoklarıyla sarsılıyor.
Spor giyim dünyasında kartlar yeniden dağıtılıyor. Nike, uzun süredir eleştirilen “yaşam tarzı markası” algısını kırıp köklerine dönmek için düğmeye bastı. CEO Elliott Hill, Çin pazarındaki düşüşün temel nedenini “spor yoluyla büyüme yerine fiyat rekabetine odaklanmak” olarak teşhis etti. Marka, Chicago Maratonu gibi büyük spor etkinliklerine ve performans ürünlerine yatırım yaparak pazarlama harcamalarını %13 artırdı. Bu strateji Kuzey Amerika’da %9 büyüme ile sonuçlansa da, Çin’deki yerel rakipler ve milliyetçilik akımı Nike’ın işini zorlaştırmaya devam ediyor.

Lululemon’da Yaprak Dökümü
Çin pazarında mağaza satışlarını %24 artırarak büyük bir başarı hikayesi yazan Lululemon’da ise gündem Kuzey Amerika’daki kan kaybı. ABD ve Kanada satışlarındaki düşüş, artan gümrük vergileri ve tedarik zinciri sorunları şirketi zor durumda bıraktı. “De minimis” kuralının kaldırılmasıyla e-ticaret kârlılığı darbe alan marka, hisse değerindeki sert düşüşün ardından CEO Calvin McDonald ile yollarını ayırma kararı aldı.

Tüketici Ne İstiyor?
İki markanın verileri, tüketicinin beklentisinin net olduğunu gösteriyor: Nike’tan “performans ve inovasyon”, Lululemon’dan ise “kalite ve erişilebilirlik”. Çinli tüketici Lululemon’un premium algısını benimserken, Nike’ın eskiyen mağaza konseptlerine ve sürekli promosyonlarına tepki veriyor. 2026, her iki marka için de marka konumlandırma stratejilerinin yeniden yazıldığı bir yıl olacak.
Markaların yönetim katındaki değişiklikleri, kriz yönetimi stratejilerini ve tüketici trendlerini incelemek için daha fazlasını buradan okuyabilirsiniz.