Pazarlamada “algı yönetimi” ve “yeniden konumlandırma”nın en parlak örneği: Birkaç sentlik bir kalem, doğru hikaye ve tasarımla nasıl yüksek katma değerli bir ürüne evrilir?

Pazarlamanın temel kurallarından biri, ürünün değerinin sadece maliyetiyle değil, tüketicide yarattığı algıyla belirlendiğidir. BIC ve Seletti ortaklığı, bu kuralı ders niteliğinde bir stratejiyle uyguluyor. Dünyanın en basit ve ulaşılabilir ürünü olan BIC Cristal kalem, “Nostalji Pazarlaması” ve “Tasarım Odaklı Düşünme” (Design Thinking) kullanılarak yeniden paketlendi ve ortaya BIC Lamp çıktı.

Fonksiyondan Duyguya Geçiş
MoMA küratörlerinin de “tasarım harikası” olarak tanımladığı kalemin formu, Seletti tarafından bir aydınlatma ürününe dönüştürüldüğünde, ürünün sunduğu fayda “yazı yazmak”tan, “mekana kimlik katmak” ve “anıları canlandırmak” seviyesine yükseldi. Bu stratejik hamle, markanın hedef kitlesini genişletirken, sadık kullanıcıları için de markayı sahiplenme motivasyonu yarattı.

Premiumlaştırma Trendi
Kitle pazarındaki bir ürünün, lüks veya premium segmente göz kırpması riskli olabilir. Ancak BIC, bu geçişi kendi ana ürününü pahalılaştırarak değil; ürünün “imajını” bir sanat objesine dönüştürerek yaptı. Bu strateji, markanın asıl ürününe olan saygıyı artırırken, markanın inovatif ve eğlenceli yüzünü de ortaya koyuyor. Sonuç: 75 yıllık bir marka, Z kuşağının ve tasarım tutkunlarının radarına “cool” bir obje ile girmeyi başarıyor.

Markaların tüketici algısını yönetmek için kullandığı stratejik hamleleri ve vaka analizlerini okumak için tıklayın.