M&S’in “İçindekiler Ön Yüzde” Stratejisi Bize Ne Anlatıyor?

M&S

Ürünün içindekiler kısmını ambalajın arkasından alıp en öne, en büyük puntolarla yazmak bir ürünü ne kadar premium yapar?

M&S, sadece 8 bileşenden oluşan yeni domates ketçabını raflara çıkarırken aslında yeni bir sos değil, yeni bir “algı” piyasaya sürdü.

M&S

Şeffaflığın Tasarıma Dönüşmesi

M&S’in yeni ambalajında marka logosundan veya iştah açıcı kırmızı domates illüstrasyonlarından ziyade devasa bir liste görüyoruz: İçindekiler. Geleneksel markaların ambalajın arkasına, okunmasın diye çabalarcasına gizlediği bu liste, M&S tasarımının odak noktası haline getirilmiş.

  • Tasarım Dili: Minimalist font kullanımı ve bol boşluk (white space), doğrudan “temizlik, sadelik ve dürüstlük” mesajı veriyor.

  • Algı Yönetimi: Tüketici bu şişeye baktığında “İçinde sadece bunlar var, demek ki katkı maddesi yok” kısa yolunu (heuristics) kullanıyor.

Fiyat Psikolojisi

İşin en can alıcı noktası ise içerik. Sektör lideri Heinz da ketçaplarında benzer şekilde basit ve az sayıda bileşen kullanıyor. Ancak M&S, bu ürünü pazar ortalamasının neredeyse iki katına satıyor.

Bu durum, 2026’nın pazarlama dinamiklerini özetliyor: Tüketiciler sadece “ne” yediklerine değil, markanın bunu onlara “nasıl” sunduğuna odaklanıyor. M&S, bilgiyi saklamayarak tüketicinin “acaba içinde ne var?” endişesini ortadan kaldırıyor ve bu “hizmet” için premium bir fiyat talep ediyor. Birçok marka halen içerik listesini arkaya iterek, kendi ürününün “şeffaf” değerini yok etmeye devam ediyor.

Ambalaj tasarımlarının tüketici psikolojisi üzerindeki etkilerini ve ufuk açıcı marka stratejilerini buradan inceleyebilirsiniz.

Önceki Makale

UNDP'nin Zirvesinde Türkiye'yi Gururlandıran Atama